Türkiye’nin önemli gastronomi merkezlerinden Adana’da, gıda ürünlerine yönelik denetimlerde ortaya çıkan uygunsuzluklar vatandaşların dikkatini yeniden et güvenliğine çevirdi. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından açıklanan taklit ve tağşiş listelerinde bazı et ürünlerinde mevzuata aykırı içeriklerin belirlenmesi, kentte kaçak kesim ve hijyen sorunlarını da gündeme getirdi.
Özellikle yaz aylarında sıcaklıkların yüksek seyretmesi, uygun olmayan ortamlarda gerçekleştirilen kesimlerin oluşturabileceği sağlık risklerini artırıyor. Adana Kasaplar Odası Başkanı Saruhan Yağmur, kaçak kesimlerin kentte zaman zaman yaşandığını belirterek, vatandaşların et alırken ürünün mühürlü olmasına ve sağlık raporunun bulunmasına dikkat etmesi gerektiğini söyledi.
Yağmur, sıcak havalarda kesilen etlerin hangi şartlarda muhafaza edildiğinin bilinmemesinin önemli bir risk oluşturduğunu ifade ederek, denetimli ve kayıtlı kesimin önemine dikkat çekti.
Kebaplık ette hile endişesi
Adana kebabının en önemli unsurlarından olan kıymanın içeriği de tartışmaların odağında yer alıyor. Bazı ürünlerde tek tırnaklı hayvan eti veya mevzuata uygun olmayan hayvansal içeriklerin tespit edilmesi, hem tüketicileri hem de kurallara uygun çalışan esnafı endişelendiriyor.
Yetkililer, vatandaşların satın aldıkları etin türünü yalnızca görünüşüne bakarak belirlemesinin mümkün olmadığını belirterek, kayıtlı işletmelerin tercih edilmesi gerektiğini vurguluyor.
Kasap esnafı da özellikle kesim raporlarının sorulmasının kaçak kesimlerin önüne geçilmesine katkı sağlayacağını ifade ediyor. Denetimlerin artırılması ve tüketicilerin bilinçlendirilmesiyle hem halk sağlığının korunması hem de dürüst çalışan işletmelerin desteklenmesi hedefleniyor.
Vatandaşların şüpheli gördükleri gıda ürünlerini ilgili kurumlara bildirmeleri, satın aldıkları et ve et ürünlerinde ise mühür, kesim bilgisi ve sağlık raporu gibi unsurları kontrol etmeleri öneriliyor.
İleri yaşlarda daha sık görülmesine rağmen kataraktın yaşlanmanın kaçınılmaz bir sonucu olmadığı belirtildi. Medical Point Gaziantep Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. İbrahim Gözen, görme kalitesinde meydana gelen değişikliklerin ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi.
Gözün doğal merceğinin zamanla saydamlığını kaybetmesiyle ortaya çıkan katarakt; bulanık görme, gece görüşünde azalma, ışığa karşı hassasiyet ve renkleri soluk görme gibi şikâyetlere yol açabiliyor. Hastalığın genellikle yavaş ilerlediğini belirten Gözen, görme sorunlarının günlük yaşamı etkilemeye başlaması halinde göz muayenesinin önem taşıdığını ifade etti.
Günlük Yaşamı Etkiliyorsa Dikkat
Katarakt nedeniyle görme kaybının zaman içerisinde belirginleşebildiğini aktaran Gözen, özellikle araç kullanma, kitap okuma ve televizyon izleme gibi günlük aktivitelerde yaşanan zorlukların dikkate alınması gerektiğini kaydetti.
Kataraktın kalıcı tedavisinin cerrahi yöntemlerle gerçekleştirildiğini belirten Gözen, ameliyat sırasında saydamlığını kaybetmiş doğal merceğin çıkarılarak yerine yapay göz içi mercek yerleştirildiğini söyledi.
Mercek Seçimi Kişiye Özel Yapılıyor
Modern katarakt cerrahisinde hastanın göz yapısı, yaşam biçimi ve görme beklentilerinin dikkate alındığını ifade eden Gözen, uygun göz içi merceğinin belirlenmesi için detaylı muayenenin gerekli olduğunu vurguladı.
Özellikle ileri yaş grubunda düzenli göz kontrollerinin aksatılmaması gerektiğine dikkat çeken Gözen, kataraktın yanı sıra glokom, sarı nokta hastalığı ve retina rahatsızlıklarının da erken dönemde tespit edilebileceğini belirtti.
Gözen, görme kalitesindeki değişikliklerin yalnızca yaşlanmaya bağlanmaması gerektiğini belirterek, erken değerlendirme ve uygun tedaviyle kataraktın başarıyla tedavi edilebildiğini sözlerine ekledi.
Denizli Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi Restoratif Diş Tedavisi Uzmanı Dt. Gözde Özçiftci Gürbuğa, dişlerde oluşan çürük, kırık, çatlak ve dolgu sorunlarının ihmal edilmemesi gerektiğini belirterek erken müdahalenin önemine dikkat çekti.
Restoratif Diş Tedavisi bölümünün temel amacının doğal diş dokusunu mümkün olduğunca korumak olduğunu ifade eden Gürbuğa, tedavi sürecinin hastanın ağız yapısı ve ihtiyaçlarına göre planlandığını söyledi.
Dişte çürük veya siyahlaşma görülmesi, sıcak-soğuk ve tatlı gıdalara karşı hassasiyet oluşması, dişlerde kırık ya da çatlak meydana gelmesi, eski dolguların düşmesi veya kırılması gibi durumlarda restoratif tedaviye başvurulabileceğini belirten Gürbuğa, ön dişlerdeki şekil ve renk bozuklukları ile dişlerdeki aşınma ve madde kayıplarının da tedavi kapsamında değerlendirildiğini aktardı.
Ağrı Olmasını Beklemeyin
Diş çürüklerinin başlangıç aşamasında herhangi bir belirti vermeyebileceğini vurgulayan Gürbuğa, tedavinin geciktirilmesi halinde çürüğün ilerleyerek dişin sinir dokusuna ulaşabileceğini ve daha kapsamlı tedavilere ihtiyaç duyulabileceğini ifade etti.
Düzenli diş hekimi kontrollerinin erken teşhis açısından önemli olduğunu kaydeden Gürbuğa, vatandaşların diş ağrısı ortaya çıkmasını beklemeden muayene yaptırmaları gerektiğini söyledi.
Ağız ve diş sağlığının korunması için düzenli diş fırçalama, diş ipi kullanımı, dengeli beslenme ve rutin diş hekimi kontrollerinin ihmal edilmemesi gerektiğini belirten Gürbuğa, sağlıklı bir ağız için koruyucu uygulamaların büyük önem taşıdığını dile getirdi.
Adana’nın simge lezzetlerinden şalgam, kebap ve kırmızı etin yanında tüketilen geleneksel bir içecek olmanın ötesine geçerek günlük sofralarda da daha fazla tercih edilmeye başladı.
Tüketicilerin doğal ve geleneksel ürünlere ilgisinin artması, şalgam tüketimine de yansırken, özellikle farklı yemeklerin yanında şalgam tercih edenlerin sayısında artış yaşandığı belirtiliyor.
Büyük Usta & Serfressh Şalgam Firması Yetkilisi Çağatay Tanır, tüketim alışkanlıklarının değiştiğini belirterek, doğal ve geleneksel içeceklere yönelimin şalgama olan talebi artırdığını söyledi.
Şalgam Sofralarda Daha Fazla Yer Alıyor
Şalgamın uzun yıllardır Adana mutfağında kebabın tamamlayıcısı olarak öne çıktığını belirten Tanır, son dönemde bu alışkanlığın değişmeye başladığını ifade etti. Tanır, şalgamın artık yalnızca kırmızı etle değil, farklı yemeklerle birlikte de tüketildiğini kaydetti.
Adana’da günün farklı saatlerinde tüketilen şalgam kültürünün kent dışına da yayıldığını aktaran Tanır, geleneksel içeceklere gösterilen ilginin sektöre olumlu yansıdığını dile getirdi.
Kırmızı Et Tüketimi Talebi Destekliyor
Özellikle kırmızı et tüketiminin arttığı dönemlerde şalgama olan talebin de yükseldiğini belirten Tanır, şalgamın yemek kültüründeki yerinin giderek güçlendiğini söyledi.
Tanır, tüketicilerin hem geleneksel tatları korumak hem de farklı içecek alternatiflerine yönelmek istediğini belirterek, şalgamın bu noktada önemli bir tercih haline geldiğini ifade etti.
Üreticiler Yoğun Mesai Yapıyor
Şalgama yönelik artan talebin üretim tesislerindeki hareketliliği de artırdığı bildirildi. Bölgedeki üreticilerin talepleri karşılamak için üretim hatlarını yoğun şekilde çalıştırdığı belirtilirken, sektör temsilcileri geleneksel içeceğe olan ilginin önümüzdeki dönemde de devam etmesini bekliyor.
Adana’nın geleneksel lezzetlerinden biri olan şalgamın, kebap sofralarından günlük yemek masalarına uzanan yolculuğu ise giderek genişliyor.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, bina yıkımlarında uygulanacak güvenlik ve denetim kurallarını yeniden düzenledi. 12 Ağustos 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan değişiklikle özellikle yüksek binalar ile patlayıcı kullanılarak yapılacak yıkımlara yönelik yeni şartlar getirildi.
Yeni düzenlemeye göre, 18,50 metreden yüksek binaların yıkımında inşaat mühendisi tarafından fenni mesuliyet üstlenilecek. Daha alçak yapılarda ise bina ve çevresindeki risk durumuna göre ilgili idare tarafından fenni mesuliyet şartı aranabilecek.
Bitişik nizam yapılar, karma taşıyıcı sisteme sahip binalar, yapısal düzensizlik bulunan yapılar ile okul, hastane ve kültürel varlıkların yakınındaki binalar için de özel değerlendirme yapılacak.
Yüksek binalara özel önlemler
Bina yüksekliği 21,50 metreyi, yapı yüksekliği ise 30,50 metreyi aşan yapılar yüksek yapı olarak kabul edilecek. Daha yüksek yapılar için yıkım sırasında çevre güvenliği, toz, gürültü ve titreşim kontrolü gibi ilave tedbirler uygulanacak.
Yıkım alanlarında perdeleme, örtülü geçiş yolları ve koruma fanları gibi güvenlik uygulamalarının yapılması zorunlu olacak.
Patlayıcı kullanılan yıkımlara sıkı takip
İkiden fazla bodrum katı bulunan binalar ile patlayıcı kullanılarak gerçekleştirilecek yıkımlarda fenni mesuliyet zorunlu hale getirildi. Patlatmalı yıkımlarda uzmanlığını belgelemiş sorumlu mühendis ve gerekli yeterlilik belgesine sahip ateşleyici görev yapacak.
Patlatma öncesinde hava koşulları değerlendirilecek. Yıkım sırasında oluşabilecek titreşim ve basınç etkileri sensörlerle ölçülürken, yıkım süreci yüksek hızlı kameralarla da kayıt altına alınacak.
Yeni düzenlemeyle birlikte bina yıkımlarında hem çevre güvenliğinin hem de teknik denetimin artırılması hedefleniyor.
- Kadirli Devlet Hastanesi tarafından sosyal medyadan yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi, :Kurumumuzda yaşanan klima arızası nedeniyle bazı alanlarımızda geçici süreyle aksaklık meydana gelmiştir.Yapılan teknik çalışmalar neticesinde arıza giderilmiş olup, klimalarımız yeniden aktif hale getirilmiştir.Yaşanan aksaklık nedeniyle hastalarımız ve vatandaşlarımızdan göstermiş oldukları anlayış ve sabır için teşekkür ederiz.”
Konut piyasasında yatırımcıların yüzünü güldüren gelişmeler yaşanıyor. Satılık ev fiyatlarının reel olarak gerilemesine karşın kira gelirlerindeki yükseliş, konutların yatırım maliyetini karşılama süresini aşağı çekiyor.
Türkiye genelinde yapılan değerlendirmelerde, konut yatırımlarının ortalama amortisman süresinin yaklaşık 13 yıl seviyesinde olduğu görülürken, büyük bölümünde yatırımcı açısından olumlu bir tablo ortaya çıktı.
25 İLDE GERİ DÖNÜŞ HIZLANDI
En fazla konut satışının yapıldığı 30 il üzerinden yapılan karşılaştırmada, 25 kentte evlerin kira geliriyle kendini karşılama süresinin kısaldığı belirlendi. Sadece 5 ilde ise amortisman süresinin uzadığı görüldü.
Özellikle İstanbul’daki değişim dikkat çekti. Kentte iki yıl önce yaklaşık 15 yıl olan konut yatırımının geri dönüş süresi, bu yıl 12 yıla kadar geriledi.
KİRALAR YATIRIMCININ YÜZÜNÜ GÜLDÜRDÜ
Konut fiyatlarındaki reel düşüş ile kiralardaki artış arasındaki fark, yatırımın geri dönüş süresini doğrudan etkiliyor. Türkiye genelinde satılık konutların ortalama metrekare fiyatı 40 bin 944 TL, ortalama konut fiyatı ise 5 milyon 118 bin TL seviyesinde bulunuyor.
Kiralarda ise ortalama metrekare bedeli 268,26 TL olurken, aylık ortalama kira 26 bin 826 TL olarak hesaplanıyor.
Uzmanlara göre kira gelirinin konut fiyatlarına kıyasla daha hızlı yükselmesi, özellikle uzun vadeli yatırım düşünen vatandaşlar açısından piyasadaki dengeleri yeniden şekillendiriyor.
Yurt genelinde etkili olan yüksek sıcaklıklar, kalp ve damar hastaları başta olmak üzere vatandaşlar için sağlık riski oluşturuyor. Uzmanlar, sıcak havalarda artan sıvı ve mineral kaybının kalp ritmi ve tansiyon üzerinde olumsuz etkiler meydana getirebileceğine dikkat çekiyor.
Memorial Dicle Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Serkan Akdağ, sıcaklıkların yükselmesiyle birlikte kalp krizi ve ritim bozukluğu vakalarının artabileceğini belirtti. Özellikle kronik kalp hastalarının yaz aylarında daha tedbirli olması gerektiğini ifade eden Akdağ, aşırı sıcakların vücudun dengesini bozabileceğini söyledi.
Sıcak havanın terleme yoluyla sıvı ve mineral kaybını artırdığını belirten uzmanlar, yeterli sıvı alınmadığında tansiyon değişiklikleri yaşanabileceğini aktardı. İdrar söktürücü ilaç kullanan kalp hastalarının ise sıvı kaybına karşı daha dikkatli olması gerektiği vurgulandı.
SUSAMAYI BEKLEMEDEN SU İÇİN
Uzmanlar, yaz döneminde susama hissi oluşmadan düzenli olarak su tüketilmesini öneriyor. Günlük sıvı ihtiyacının karşılanmasında suyun öncelikli tercih olması gerektiği belirtilirken, ayran ve uygun miktarda maden suyunun da tüketilebileceği ifade edildi.
Çay ve kahve gibi kafein içeren içeceklerin suyun yerini tutmadığını belirten Prof. Dr. Akdağ, sıcak havalarda sebze ve meyve ağırlıklı beslenilmesini, ağır yemeklerden ise uzak durulmasını tavsiye etti.
Uzmanlar ayrıca özellikle öğle saatlerinde zorunlu olmadıkça dışarı çıkılmamasını, güneş altında uzun süre kalınmamasını ve kalp hastalarının herhangi bir şikayet yaşaması halinde sağlık kuruluşuna başvurmasını öneriyor.
Son yıllarda boyun ağrısı şikâyetiyle sağlık kuruluşlarına başvuranların sayısındaki artış, boyun düzleşmesi konusunu yeniden gündeme taşıdı. Uzmanlar, özellikle gençlerin gün içerisinde uzun süre telefon ve bilgisayar karşısında vakit geçirmesinin boyun sağlığı açısından dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi’nden Doç. Dr. Musa Polat, boyun düzleşmesinin boyun omurgasında bulunan doğal eğriliğin azalmasıyla ortaya çıktığını ifade etti.
Polat, boyun bölgesindeki kasların dengeli çalışmasının omurganın doğal yapısının korunmasında önemli olduğunu söyledi. Ön taraftaki kasların kısalması ve arka bölümdeki kasların zayıflaması gibi durumların boyun eğriliğinde değişikliğe neden olabileceği belirtildi.
HER BOYUN DÜZLEŞMESİ HASTALIK ANLAMINA GELMİYOR
Uzmanlara göre boyun düzleşmesi tanısının daha fazla konulmasının nedenlerinden biri de son yıllarda boyun ağrılarının yaygınlaşması. Herhangi bir şikâyeti bulunmayan kişilerde de boyun eğriliğinde azalma görülebilirken, ağrı nedeniyle hastaneye başvuranlarda yapılan değerlendirmeler sonucunda bu durum daha sık tespit ediliyor.
Trafik kazaları ve bazı romatizmal hastalıkların da boyun yapısında değişikliğe yol açabileceği belirtilirken, uzun süre yanlış pozisyonda oturmanın da boyun kasları üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceği ifade ediliyor.
Uzmanlar, özellikle gençlerin masa başında çalışırken oturma pozisyonlarına dikkat etmelerini, uzun süre aynı pozisyonda kalmamalarını ve boyun bölgesini zorlayacak hareketlerden kaçınmalarını öneriyor. Sürekli devam eden boyun ağrılarında ise ihmal edilmeden uzman değerlendirmesi alınması tavsiye ediliyor.
Özellikle gençler arasında kullanımı giderek yaygınlaşan elektronik sigaralar, sağlık üzerindeki olası etkileri nedeniyle uzmanların uyarılarına konu oluyor. Aromalı seçenekleri ve farklı tasarımlarıyla dikkat çeken ürünlerin, toplumda oluşan “normal sigaradan daha zararsız” algısının aksine akciğerler açısından çeşitli riskler taşıyabileceği belirtiliyor.
Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Demirkaya, elektronik sigaradan çıkan aerosolün basit bir su buharı olmadığını ifade etti. Likitlerin cihaz içerisinde yüksek sıcaklığa ulaşmasıyla oluşan aerosolün, solunum yollarına ulaşabilen ince parçacıklar ile çeşitli kimyasal maddeler barındırabileceğini belirten Demirkaya, bu durumun akciğer dokusunda tahriş ve iltihaplanmaya neden olabileceğine dikkat çekti.
Uzmanlar, elektronik sigaranın uzun vadeli etkileri konusunda araştırmaların devam ettiğini belirtiyor. Özellikle hücrelerde oluşabilecek hasar ve bazı biyolojik değişiklikler üzerinde çalışmalar sürerken, ürünlerin tamamen güvenli olduğunun söylenebilmesi için daha fazla bilimsel veriye ihtiyaç duyuluyor.
İKİ ÜRÜNÜ BİRLİKTE KULLANMAK RİSKLİ
Elektronik sigarayı normal sigarayı bırakmak amacıyla tercih eden bazı kişilerin zaman içerisinde her iki ürünü de kullanmaya devam ettiği belirtiliyor. Uzmanlara göre bu durum, kişinin zararlı maddelere maruziyetini sürdürebiliyor.
Sağlık uzmanları, elektronik sigaranın sigaraya bağlı riskleri ortadan kaldıran kesin ve güvenli bir alternatif olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgularken, özellikle gençlerin bu ürünlerin oluşturabileceği sağlık riskleri konusunda bilinçlendirilmesinin önem taşıdığına işaret ediyor.
news via inbox
Nulla turp dis cursus. Integer liberos euismod pretium faucibua




