YouTube’da içerik üreterek gelir elde etmek isteyenleri ilgilendiren yeni bir düzenleme gündemde. Platformun, para kazanma programına dahil olmak için aranan izlenme kriterlerini yükseltmeye hazırlandığı bildirildi.
Mevcut uygulamada içerik üreticilerinin para kazanma özelliğini aktif hale getirebilmesi için 1.000 abonenin yanı sıra uzun videolarda belirli bir izlenme süresine ulaşması ya da Shorts videolarında yüksek görüntülenme rakamlarını yakalaması gerekiyor.
Yeni sistemle birlikte bu sınırların daha yukarı çekilmesi planlanıyor. Buna göre uzun video üreten kanalların son 12 aylık dönemde 8 bin saat izlenme elde etmesi, Shorts içeriklerinde ise 90 gün içerisinde 20 milyon görüntülenmeye ulaşması gerekecek.
YENİ UYGULAMA ŞUBATTA BAŞLIYOR
Edinilen bilgilere göre yeni kriterlerin 1 Şubat’tan itibaren uygulanması bekleniyor. Halihazırda YouTube Ortaklık Programı içerisinde bulunan içerik üreticilerinin ise değişiklikten etkilenmeyeceği belirtiliyor.
Özellikle son yıllarda büyük ilgi gören kısa videolar, YouTube’un gelir sisteminde de önemli bir yere sahip. Shorts üzerinden kazanç sağlamak isteyen üreticilerin belirlenen izlenme seviyelerini sürdürebilmesi yeni dönemin önemli şartlarından biri olacak.
İÇERİK ÜRETİCİLERİNİ YAKINDAN İLGİLENDİRİYOR
Yeni düzenlemenin, YouTube’u gelir kapısı olarak kullanan binlerce içerik üreticisi açısından önemli sonuçlar doğurması bekleniyor. İzlenme hedeflerinin yükselmesi, kanalların daha düzenli ve yüksek etkileşim sağlayan içerikler üretmesini gerektirebilir.
YouTube ayrıca Premium Lite abonelik hizmetinin daha fazla ülkede kullanıma açılması için çalışmalarını sürdürüyor. Platformdaki yeni uygulamaların içerik üreticilerinin kazançlarına etkisi ise önümüzdeki süreçte netleşecek.
Sanayi ve hizmet sektörlerinde nitelikli eleman ihtiyacı her geçen gün artarken, işletmeler bu kez yetiştirilmek üzere çırak bulmakta zorlanıyor. Artan personel ihtiyacı nedeniyle bazı işyerlerinde çıraklara verilen ücretler asgari ücretin üzerine çıkarken, maaşların 35 bin liraya kadar yükseldiği belirtiliyor.
2026 yılında net asgari ücretin 28 bin 75 lira seviyesinde bulunmasına rağmen, bazı işletmeler deneyimsiz veya yetiştirilmek üzere alınacak çıraklara 30-35 bin lira arasında ücret teklif ediyor. Bazı meslek dallarında ise deneyimli çıraklar için daha yüksek rakamlar gündeme geliyor.
Usta Maliyeti İşverenleri Çırak Yetiştirmeye Yöneltiyor
Sanayide yetişmiş ustaların ücretlerinin 100 bin lirayı aşabilmesi, işletmeleri kendi çalışanlarını yetiştirmeye yöneltiyor. İşverenler, başlangıçta daha yüksek maaş ödeseler bile mesleği öğrenen bir çırağın zaman içerisinde işletmeye önemli katkı sağlayacağını düşünüyor.
Özellikle otomotiv, mobilya, metal, bakım-onarım ve kuaförlük gibi usta-çırak ilişkisinin önemli olduğu sektörlerde eleman açığının daha fazla hissedildiği ifade ediliyor.
MESEM Önemli Rol Üstleniyor
Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM), gençlerin hem eğitim almasını hem de işletmelerde meslek öğrenmesini sağlayarak ara eleman ihtiyacının karşılanmasında önemli bir görev üstleniyor.
Ancak bazı işverenler, kendi çalışma sistemlerine uygun olarak daha uzun süre işletmede bulunabilecek çırak arıyor. Bu nedenle maaşın yanı sıra yol ve yemek gibi ek imkanlar da sunulabiliyor.
Yüksek Maaşa Rağmen Çırak Bulunamıyor
İşverenler, ücretleri artırmalarına rağmen başvuru sayısının düşük olmasından şikayet ediyor. Gençlerin masa başı işlere yönelmesi ve fiziksel emek gerektiren mesleklere ilginin azalması, sanayideki çırak açığının büyümesinde etkili oluyor.
Sektör temsilcileri ise bugün çırak olarak mesleğe başlayan gençlerin birkaç yıl içerisinde yetişmiş ustalara dönüşeceğine dikkat çekerek, meslek öğrenmenin uzun vadeli bir yatırım olduğunu vurguluyor.
Öte yandan, teknolojinin ve yapay zekanın masa başı işlerin bir bölümünü dönüştürmesiyle birlikte el becerisi ve ustalık gerektiren mesleklerin gelecekte daha da değer kazanabileceği değerlendiriliyor.
Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde 32 yaşındaki 4 çocuk annesi S.K.’nın silahla öldürülmesinin ardından cesedinin bulunduğu aracın yakılmasıyla ilgili soruşturma sürüyor. Olay kapsamında gözaltına alınan 4 kişi tutuklanırken, cinayetle bağlantılı olduğu öne sürülen 2 şüphelinin yakalanması için çalışmalar devam ediyor.
Edinilen bilgilere göre S.K., 8 Ağustos’ta bir yakınıyla görüşmek amacıyla evinden ayrıldı. Genç kadından bir süre haber alınamaması üzerine yakınları durumu güvenlik güçlerine bildirdi. Başlatılan arama çalışmaları sırasında Siverek çıkışındaki Karacadağ eteklerinde bir aracın yandığı ihbarı yapıldı.
İhbar üzerine bölgeye jandarma ve itfaiye ekipleri sevk edildi. Ekiplerin müdahalesi sonrasında aracın içerisinde yanmış bir kadın cesedi bulundu. Kimliği ilk etapta belirlenemeyen cenaze, otopsi ve DNA incelemesi için Adli Tıp Kurumu’na gönderildi.
Olay sırasında araçtan ağır yaralı olarak çıkarılan Şiyar U. ise hastanede tedavi altına alındı.
4 Şüpheli Cezaevine Gönderildi
Soruşturma kapsamında olayla bağlantılı oldukları ve delillerin gizlenmesine yönelik girişimlerde bulundukları iddia edilen 4 kişi gözaltına alındı. Şüpheliler, işlemlerinin tamamlanmasının ardından geniş güvenlik önlemleri altında adliyeye sevk edildi.
Mahkemeye çıkarılan 4 şüpheli, “kadına karşı kasten öldürme” ile “suç delillerini gizleme, değiştirme veya yok etme” suçlamaları kapsamında tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Cinayetin başlıca şüphelileri arasında gösterilen Sidar U. ile babasının ise henüz yakalanamadığı ve güvenlik güçlerinin arama çalışmalarını sürdürdüğü bildirildi.
Soruşturmada Töre İddiası
Soruşturmanın ayrıntılarında, S.K. ile Şiyar U. arasında duygusal bir ilişki bulunduğu iddiası da yer aldı. İddiaya göre tarafların Karpuzlu köyü yakınlarında bulunduğu sırada Şiyar U.’nun yakınları tarafından aracın önü kesildi.
Yaşanan tartışmanın ardından olayın silahlı saldırıya dönüştüğü, S.K.’nın hayatını kaybettiği ve Şiyar U.’nun da ağır yaralandığı ileri sürüldü. Ardından olayın izlerini ortadan kaldırmak amacıyla aracın ateşe verildiği iddia edildi.
Dosya hakkında gizlilik kararı bulunurken, olayın tüm yönleriyle aydınlatılması amacıyla soruşturmanın çok yönlü sürdürüldüğü öğrenildi.
Gazi ve şehit yakınlarının yeşil pasaport hakkıyla ilgili merak edilen konular TBMM gündemine taşındı. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, mevcut mevzuat kapsamında hangi kişilerin hususi damgalı pasaporttan yararlanabileceğine ilişkin bilgi verdi.
CHP Uşak Milletvekili Ali Karaoba’nın soru önergesine verilen yanıtta, gazi ve şehit yakınlarının yeşil pasaport hakkı için yeni bir kanun düzenlemesine ihtiyaç bulunmadığı ifade edildi.
HAK SAHİPLERİ İÇİN ŞARTLAR NELER?
Mevzuata göre harp veya vazife malullüğü aylığı bağlanan kişiler, belirlenen koşulları karşılamaları halinde yeşil pasaport alabiliyor. Hak sahiplerinin eşleri ve çocukları da ilgili şartların sağlanması durumunda bu haktan yararlanabiliyor.
Başvurularda özellikle kadro derecesine ilişkin kriterler önem taşıyor. İlgili mevzuatta belirtilen şartları karşılayan kişilerin pasaport işlemlerini başlatabileceği bildirildi.
SGK’DAN BELGE ALINMASI GEREKİYOR
Yeşil pasaport almak isteyen hak sahiplerinin öncelikle Sosyal Güvenlik Kurumu’na başvurması gerekiyor. Başvuru sonucunda alınacak hak sahipliği belgesi, pasaport işlemlerinde gerekli belgeler arasında yer alıyor.
SGK Başkanlığı veya kişinin ikamet ettiği ildeki sosyal güvenlik müdürlüklerinden temin edilebilen belgeyle birlikte pasaport başvurusu yapılabiliyor.
MEVCUT DÜZENLEME GEÇERLİ
İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan değerlendirmede, harp ve vazife malulleri ile mevzuatta belirtilen aile fertlerinin mevcut yasal düzenlemeler çerçevesinde yeşil pasaport imkanından yararlanabildiği belirtildi.
Gazi ve şehit yakınlarının başvuru öncesinde hak sahipliği durumlarını SGK üzerinden belgelemeleri ve gerekli şartları taşıyıp taşımadıklarını kontrol etmeleri gerekiyor.
Adana’nın Kozan ilçesinde etkili olan sıcak hava, hayvanların yaşamını da etkiliyor. Ayşehoca Mahallesi’nde yetiştirilen manda sürüsü, serinlemek için dereye girince ortaya ilgi çekici görüntüler çıktı.
Yavrularıyla birlikte suya giren mandalar uzun süre derede kalarak serinlerken, çevredeki balıkçıl, leylek ve ibibiklerin sürünün etrafında dolaşması dikkat çekti. Ortaya çıkan manzara, izleyenlere adeta doğal yaşam belgesellerini aratmadı.
Mandalar sıcaktan kaçıp suya sığınıyor
Mahallede uzun yıllardır manda yetiştiriciliği yapan Cengiz Duran, sıcak havalarda mandaların düzenli olarak dereye girdiklerini belirtti. Mandaların vücut yapıları nedeniyle terleyerek yeterince serinleyemediğini ifade eden Duran, hayvanların suya girerek vücut sıcaklıklarını düşürdüğünü söyledi.
Duran, manda yetiştiriciliğine 2013 yılında yeniden başladığını belirterek sürülerinde 110 yetişkin manda ve 30 yavru bulunduğunu aktardı. Hayvan sayısını artırmak istediklerini ancak mera ve çoban konusunda sıkıntı yaşadıklarını dile getirdi.
Manda sütüne yoğun talep
Manda yetiştiriciliğinin yalnızca et üretimi açısından değil, süt ürünleri bakımından da önemli olduğunu vurgulayan Duran, manda sütünün litresinin 120 TL seviyesinde olduğunu söyledi.
Manda sütünden özellikle yoğurt ve kaymak üretildiğini belirten Duran, ürünlere Adana’dan yoğun talep geldiğini ifade etti. Kadirli’de de yaklaşık 300 manda bulunduğunu belirten Duran, buna rağmen bölgedeki üretimin tüketici talebini karşılamada yetersiz kaldığını kaydetti.
“Gençler bu mesleğe yönelmeli”
Manda yetiştiriciliğinin geleceği açısından gençlerin hayvancılığa yönelmesinin önemli olduğunu belirten Duran, uygun mera alanlarının oluşturulması halinde üretimin önemli ölçüde artabileceğini söyledi.
Duran, mandanın et ve süt verimi açısından değerli bir hayvan olduğunu belirterek gençleri hayvancılık sektöründe değerlendirmeye çağırdı.
Ayşehoca Mahallesi Muhtarı Caner İşkin de sıcak havalarda dereye giren manda sürüsünün mahallede alışılmışın dışında görüntüler oluşturduğunu belirterek, özellikle yavrularıyla birlikte suda ilerleyen mandaların görüntüsünün büyük ilgi gördüğünü söyledi.
Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) prim borcu bulunan işveren ve sigortalılar için sunulan yeni ödeme kolaylığında son dönemece girildi. Düzenleme kapsamında prim borçlarının daha uzun vadede ödenmesine imkân sağlanırken, tecil faizinde yapılan indirim ve teminatsız işlem limitinin artırılması borçlular açısından önemli avantajlar getiriyor.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yapılan düzenlemeyle, daha önce 36 ay olan azami taksit süresi 72 aya çıkarıldı. Ayrıca yıllık tecil faizi yüzde 39’dan yüzde 29’a indirildi. Teminatsız tecil üst limiti ise 10 milyon liraya yükseltildi.
Son başvuru ve ilk ödeme 31 Ağustos
Uygulama, 4A kapsamındaki işverenlerin ve 4B Bağ-Kur sigortalılarının yanı sıra 2026 yılı Haziran ayı ve öncesine ait sigorta ile işsizlik sigortası primi borçlarını kapsıyor. 31 Ağustos 2026 tarihine kadar tebliğ edilerek kesinleşen idari para cezaları da düzenleme kapsamında değerlendiriliyor.
Yüzde 29’luk indirimli tecil faizinden yararlanmak isteyenlerin 31 Ağustos 2026 tarihine kadar başvurularını tamamlaması ve ilk taksit ödemesini yapması gerekiyor. İlk ödemenin süresinde gerçekleştirilmemesi halinde faiz avantajı kaybedilebiliyor.
Emeklilik için prim borcunu taksitlendiren sigortalıların ise aylık bağlatabilmesi için taksitlendirmeye konu borcun tamamen ödenmiş olması gerekiyor.
72 ay için mali durum şartı aranıyor
Azami 72 aylık vade, mali açıdan zor durumda bulunan işletmeler için uygulanıyor. Bu kapsamda şirketlerin likidite oranının 0,50 veya daha düşük olması gerekiyor.
Başvuruda mali müşavir tarafından onaylanan ve mizanla desteklenen Çok Zor Durum Raporu da aranıyor. Likidite oranı 0,51 ile 1,00 arasında bulunan işletmeler ise en fazla 36 ay vadeden yararlanabiliyor.
Ödeme planında yer alan taksitlerin zamanında ödenmesi de büyük önem taşıyor. Yasal süre içerisinde taksit yükümlülüklerinin yerine getirilmemesi halinde tecil ve taksitlendirme hakkının kaybedilmesi söz konusu olabiliyor.
Teminatsız işlem limiti 10 milyon TL
Düzenlemenin dikkat çeken başlıklarından biri de teminatsız tecil limitinin 10 milyon liraya çıkarılması oldu.
Prim borcunun 10 milyon lirayı aşması halinde, aşan tutarın yüzde 50’si oranında teminat gösterilmesi yeterli kabul ediliyor. Hesaplama, işletmenin toplam borcu üzerinden değil, borcun bulunduğu her bir SGK müdürlüğü bazında yapılıyor.
Birden fazla SGK müdürlüğüne borcu bulunan işletmelerin her müdürlük için ayrı başvuru yapması gerekiyor.
Haciz ve icra işlemlerinde kolaylık
Düzenleme, daha önce tecil ve taksitlendirmeden yararlanan borçlular için de bazı kolaylıklar getiriyor. Mevcut tecil işlemlerinin yüzde 29’luk faiz oranı üzerinden yeniden düzenlenebilmesine imkân sağlanıyor.
İlk taksitin ödenmesiyle birlikte belirli şartlar çerçevesinde icra takibi, haciz ve satış işlemlerinin durdurulması mümkün hale geliyor. Borç tamamen kapanana kadar mevcut hacizlerin devam edebileceği belirtilirken, düzenlemeden yararlanan işverenlerin bazı SGK teşviklerinden yeniden faydalanabilmesinin ve “borcu yoktur” belgesi alabilmesinin önü açılıyor.
SGK prim borcu bulunan işveren ve sigortalıların, son başvuru tarihini kaçırmamak için güncel borç durumlarını e-Devlet ve SGK’nın çevrim içi hizmetleri üzerinden kontrol etmeleri önem taşıyor.
Küresel piyasalarda altın, son günlerdeki hızlı yükselişin ardından ABD’de bugün açıklanacak temmuz ayı enflasyon verisi öncesinde temkinli seyrediyor.
Dün yüzde 0,50 değer kaybederek 4 bin 368 dolardan kapanan ons altın, yeni güne yükselişle başladı. Ons altının fiyatı sabah saatlerinde 4 bin 410 dolar seviyesine kadar çıktı. Haftalık zirve ise 4 bin 435 dolar olarak kaydedildi.
Yurt içinde gram altın da hareketli bir seyir izledi. Gram altın güne 6 bin 770 lira seviyesinden başlarken, ilerleyen saatlerde 6 bin 738 liradan işlem gördü. Aynı dakikalarda çeyrek altın 11 bin 35 lira, Cumhuriyet altını ise 43 bin 927 lira seviyesinde bulundu.
Piyasaların Gözü ABD Enflasyonunda
Altının kısa vadeli yönünde bugün açıklanacak ABD temmuz ayı enflasyon verisinin belirleyici olması bekleniyor. Piyasalarda yıllık enflasyonun yüzde 3,4, çekirdek enflasyonun ise yüzde 2,5 seviyesinde gerçekleşeceği öngörülüyor.
Beklentilerin üzerinde gelecek bir enflasyon verisinin ABD Merkez Bankasının faiz politikasına ilişkin sıkılaşma beklentilerini güçlendirebileceği ve altın üzerinde baskı oluşturabileceği belirtiliyor. Beklentilerin altında kalacak bir veri ise altındaki yükselişi destekleyebilir.
4.500 Dolar Kritik Eşik
Saxo Bank Emtia Stratejisti Ole Hansen, ons altın için 4 bin 500 dolar seviyesinin kritik direnç olduğunu belirtti.
Hansen, altının bu seviyede veya öncesinde satış baskısıyla karşılaşması halinde piyasadaki konsolidasyon sürecinin devam edebileceğine dikkat çekti. Böyle bir senaryoda 4 bin-3 bin 960 dolar bölgesinin yeniden destek olarak gündeme gelebileceği ifade edildi.
Uzman, buna karşılık 4 bin 200 dolar civarındaki desteğin giderek önem kazandığını ve altının bu seviyenin üzerinde tutunmasının alıcıların piyasayı savunmaya devam ettiğine işaret ettiğini belirtti.
Jeopolitik Gelişmeler de İzleniyor
Altının seyrinde ABD ile İran arasındaki diplomatik gelişmeler ve Hürmüz Boğazı’na ilişkin belirsizlikler de etkili oluyor. Petrol fiyatlarının yüksek seyretmesinin enflasyon beklentilerini canlı tuttuğu, bunun da ABD tahvil faizleri ve dolar üzerinden değerli metaller üzerinde baskı oluşturabildiği belirtiliyor.
Analistler, bugün ABD enflasyon verisinin yanı sıra haftalık mortgage başvuruları ve bütçe dengesine ilişkin verilerin de takip edileceğini belirtiyor.
Piyasalarda gözler, açıklanacak enflasyon verisinin ardından Fed’in yılın kalan dönemindeki faiz politikasına ilişkin oluşacak beklentilere çevrilecek. Altında ise 4 bin 500 dolar direncinin aşılıp aşılamayacağı kısa vadeli yön açısından en önemli başlıklardan biri olacak.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Akdeniz’de son dönemde artan mikroplastik kirliliğine karşı denetimlerini genişletti. 1 Temmuz’dan bu yana Adana, Antalya, Hatay, Mersin, Muğla ve Gaziantep’te gerçekleştirilen 604 denetimde 19 tesisin faaliyeti durdurulurken, toplam 118 milyon TL idari para cezası uygulandı.
Akdeniz kıyılarında özellikle Antalya’nın Çıralı, Alanya ve Gazipaşa ilçeleri ile Mersin ve Adana sahillerinde görülen beyaz parçacıklar, mikroplastik kirliliği şüphesini gündeme getirmişti. Vatandaş, turist ve uzmanlardan gelen ihbarların ardından Bakanlık ekipleri kapsamlı denetim süreci başlattı.
Denetimlerde özellikle atık geri dönüşüm tesisleri ile atık su arıtma tesisleri mercek altına alındı. İlk aşamada Adana, Antalya, Hatay, Mersin ve Muğla’da gerçekleştirilen 530 kontrolde 23 tesise toplam 47 milyon 599 bin TL ceza kesildi. Daha sonraki denetimlerle birlikte süreç Gaziantep’i de kapsayacak şekilde genişletildi.
Denetimler sırasında Adana Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi’ne bağlı Seyhan Atıksu Arıtma Tesisi’nde atık suların bir bölümünün yeterli arıtma yapılmadan deşarj edildiği belirlenmiş ve tekrarlanan ihlal nedeniyle 5 milyon 874 bin TL idari yaptırım uygulanmıştı.
Kirliliğin Kaynakları Araştırılıyor
Bakanlık verilerine göre Akdeniz’deki kirliliğin önemli bölümünü kara kaynaklı atıklar oluşturuyor. Kentlerden çevreye bırakılan plastik atıkların yanı sıra geri dönüşüm tesislerinden kaynaklanan kayıplar da önemli riskler arasında bulunuyor.
Çukurova bölgesindeki tarımsal faaliyetlerden kaynaklanan sera örtüleri, sulama ekipmanları ve zirai ambalajlar da mikroplastik kirliliğinin başlıca kaynakları arasında gösteriliyor. Bunun yanında turizm, balıkçılık ve liman faaliyetlerinin de denizlerdeki plastik yükünü artırdığı belirtiliyor.
Bakanlığın çevre denetimleri kapsamında son 5 yılda atık bertaraf ve geri dönüşüm tesislerinde 43 bin 96 kontrol gerçekleştirildi. Bu denetimlerde 2 milyar 300 milyon TL’yi aşan idari para cezası uygulanırken, 323 tesisin faaliyetinin durdurulduğu bildirildi.
Yetkililer, Akdeniz ekosisteminin korunması ve mikroplastik kirliliğinin kaynağında önlenmesi amacıyla denetimlerin önümüzdeki dönemde de sürdürüleceğini belirtiyor.
Yeni eğitim öğretim yılı öncesinde okullarda güvenlik tedbirlerinin artırılması gündemde. Türkiye genelindeki okullarda güvenliği güçlendirmek amacıyla 30 bin güvenlik görevlisinin istihdam edileceği yönündeki gelişmeler, iş arayan vatandaşların da dikkatini çekti.
Edinilen bilgilere göre, çalışma kapsamında 81 ildeki okullarda güvenlik görevlilerinin görev yapması hedefleniyor. Alımların Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) üzerinden gerçekleştirilmesi bekleniyor.
Başvuru Tarihi Henüz Netleşmedi
Okullarda görevlendirilecek güvenlik personeline ilişkin başvuru tarihleri ve kontenjan dağılımı henüz resmî olarak açıklanmış değil. Adaylar, Milli Eğitim Bakanlığı ve İŞKUR tarafından yapılacak duyuruları yakından takip ediyor.
Özellikle yeni eğitim öğretim döneminin başlamasına kısa süre kala, güvenlik görevlisi alımının ne zaman başlayacağı ve hangi illerde kaç kişinin istihdam edileceği merak konusu oldu.
Başvuru Şartları Belli Oldu mu?
30 bin kişilik alıma ilişkin kesin başvuru şartlarının da resmî ilanla birlikte açıklanması bekleniyor. Güvenlik görevlisi adaylarının başvuru sürecinde İŞKUR tarafından yayımlanacak ilanlardaki şartları taşıması gerekecek.
Adayların özel güvenlik görevlisi kimlik kartı, eğitim durumu, yaş ve diğer başvuru kriterleri bakımından ilanlarda belirtilen koşulları karşılaması gündeme gelebilecek.
Resmî İlan Bekleniyor
Okullarda görev yapacak güvenlik personeliyle ilgili başvuru takvimi, kontenjanlar ve şartlar konusunda MEB ve İŞKUR tarafından yapılacak resmî açıklamalar belirleyici olacak.
Başvuru süreci başladığında ilanların İŞKUR’un resmî kanalları üzerinden yayımlanması bekleniyor. Adayların sosyal medyada veya farklı internet sitelerinde yer alan doğrulanmamış başvuru ilanları yerine resmî duyuruları takip etmeleri önem taşıyor.
Çalışma hayatında işçilerin haklarını koruyan önemli düzenlemeler bulunuyor. Kıdem ve ihbar tazminatından işe iade hakkına kadar birçok güvence, belirli şartların yerine getirilmesi halinde çalışanların mağduriyet yaşamasının önüne geçiyor.
Kıdem tazminatı için 1 yıl şartı
Çalışanların en önemli güvencelerinden biri kıdem tazminatı. Aynı işverene bağlı olarak en az 1 yıl çalışan işçiler, kanunda belirtilen şartların oluşması halinde kıdem tazminatına hak kazanabiliyor.
Kıdem tazminatı, genel olarak çalışılan her yıl için 30 günlük brüt ücret üzerinden hesaplanıyor. İşçinin kendi isteğiyle ve haklı bir neden olmaksızın işten ayrılması halinde ise kural olarak kıdem tazminatı hakkı doğmuyor.
Bununla birlikte emeklilik, askerlik, kadın çalışanların evlilik nedeniyle işten ayrılması ve bazı sağlık gerekçeleri gibi kanunda belirtilen özel durumlarda işçi kendi isteğiyle ayrılmış olsa dahi kıdem tazminatı alabiliyor.
İhbar süresi çalışma süresine göre değişiyor
İş sözleşmesinin sona erdirilmesinde çalışanların bir diğer önemli güvencesi ise ihbar süresi. İşveren, işçiyi işten çıkarırken çalışma süresine göre önceden bildirim yapmak zorunda. Bu süre kullandırılmadığında karşılığı ücret olarak ödenebiliyor.
Çalışma süresine göre ihbar süreleri şöyle:
- 6 aydan az çalışanlar: 2 hafta
- 6 ay-1,5 yıl arasında çalışanlar: 4 hafta
- 1,5-3 yıl arasında çalışanlar: 6 hafta
- 3 yıldan fazla çalışanlar: 8 hafta
Aynı yükümlülük işçi açısından da geçerli. Çalışan, haklı bir neden olmadan işten ayrılacaksa belirlenen süre içerisinde işverene bildirim yapmak zorunda.
İşe iade hakkı da bulunuyor
Çalışanları koruyan önemli düzenlemelerden biri de işe iade hakkı. İş güvencesi kapsamındaki şartları taşıyan işçiler, geçerli bir neden gösterilmeden işten çıkarıldıklarını düşünmeleri halinde yasal yollara başvurabiliyor.
İşe iade hakkından yararlanabilmek için genel olarak işçinin en az 6 aylık kıdeminin bulunması ve işyerinde en az 30 işçi çalışması gerekiyor. İşten çıkarılan işçinin, fesih bildiriminin kendisine ulaşmasından itibaren 1 ay içerisinde zorunlu arabuluculuk sürecine başvurması gerekiyor.
Feshin geçersiz olduğuna karar verilmesi halinde işçinin yeniden işe başlatılması gündeme geliyor. İşveren, işe iade kararının ardından süresi içinde başvuran çalışanı işe başlatmazsa, mahkeme kararında belirlenen tutarda tazminat ödemekle karşı karşıya kalabiliyor.
Çalışanların bu haklardan yararlanabilmesi için iş sözleşmelerini, çalışma sürelerini ve işten ayrılma gerekçelerini belgelemeleri büyük önem taşıyor. Hak kaybı yaşamamak için özellikle işten ayrılma veya işten çıkarılma aşamasında yasal sürelerin takip edilmesi gerekiyor.
news via inbox
Nulla turp dis cursus. Integer liberos euismod pretium faucibua



