• MOSTAR sizi bir başka acının karşıladığı şehir. Tipik bir TÜRK ŞEHRİ. Tıpkı PRİZREN gibi. Nereden baksan nasıl baksan Türk izleri halâ silinmemiş ya da ne kadar silerlerse silsin kalanlar bile varlığı ile ben Müslüman bir Anadolu şehriyim diyor.
    Otobüsten indiğimiz yere kocaman bir kilise yapmışlar. Bu ne diye rehbere sordum.
    -Bu kilise barış ve kardeşliği sembolize ediyor. Dedi. Savaş zamanlarında bu kiliseler barıştan anlamıyor mu? Dedim. Abi,
    -ben orasını bilmem dedi.
    Aklıma bir kez daha Bilge Kral ALİYA İZZETBEGOVİÇ’in  o muhteşem sözü düştü.
    ” İstediğiniz kadar dağlara Haç koyun, Gökyüzüne her baktığınızda Hilal’i göreceksiniz”
    Hızlı adımlarla Sırp topçuları tarafından yıkılan tarihi MOSTAR KÖPRÜSÜ’ne geldik. Sanki o zaman tv’lerden gösterildiği gibi yıkılışı aklımıza geldi.
    Köprü neden yıkılmak istenilmiş insan gezip görünce azıcık idrak edince anlıyor. Bakın şimdide aynısını Siyonistler Gazze’de yapmıyorlar mı? Biraz düşünün lütfen. Ve hemen aklımıza ENFAL SURESİ 72-73 ayetler geldi. Size zahmet bir açıp okur musunuz.
    Bu köprü günümüzde aslına uygun bir şekilde restore edilmiş. Köprüyü geçince sizi yine bir Türk şehri karşılıyor. Çarşı pazarın, bizim yıkılmayıp ayakta kalan kapalı çarşılardan bir farkı yok. Birçok esnaf gurubunun buralarda işyerleri var.
    Sokaklarda Türkçe Konuşan yerli insanlarla rastlaşmak bizi mutlu ediyor.  Yol kenarı köy evleri ve buruk buruk size bakan minareleri görünce bir gece ordu içerisindeki karışıklık yüzünden 400 yıl emek verip bir gecede kaybetmenin hüznünü yaşıyorsunuz. Ve diyorsunuz ki; bu tarih kitapları sil baştan elden geçirilmeli.
  • Kadirli ilçe milli eğitim müdürü İlyas Tapsız,23 – 29 Eylül “Ahilik Haftası”dolayısıyla ilgili bir kutlama mesajı yayımladı.
    Tapsız mesajında; her yıl coşku ve gurur içerisinde kutladığımız “Ahilik Haftası” köklü bir geçmişe sahip olan kültürel zenginliklerinden biri olan Ahilik teşkilatının bizlere sunduğu önemli bir mirastır.
    Alın terinin kıymetini öğütleyen Ahi Evran-ı Veli, esnaf ve sanatkârlarımızın kılavuzu olmuştur.Bizlere güzel ahlakı, yoksula sahip çıkmayı, herkesin kendi sanatıyla yükselmesini, başkalarının hakkına saygı göstermeyi bizlere aşıladı. Ahilik maneviyatı, esnaf ve sanatkârlarımızı 13. yüzyıldan itibaren doğruluk, dürüstlük saygı ve sevgiyle harmanlayarak o günden bugüne yeni nesillerin yoluna da ışık tuttu. Bu anlamlı haftasını kutladığımız Ahi Evran-ı Veli´yi rahmetle anıyor, tüm esnaf ve sanatkârlarımızın Ahilik Haftası´nı kutluyorum.” dedi. Haber : Hanifi Dörtgöz

  • Her yaştan katılımcının ilgi gösterdiği, ödüller kazandığı ve her yıl farklı bir konuda gerçekleştirilen Ufka Yolculuk Bilgi ve Kültür Yarışması, bu yıl 13. kez düzenleniyor.Yeni dönemin açılış toplantısı, 81 ilden ve ilçelerden gelen temsilcilerin katılımıyla büyük bir coşkuya sahne oldu.
    Programa; il ve ilçe temsilcileri, komisyon üyeleri ve davetliler katıldı. Katılımcılar, bilgi ve kültür dolu bir yolculuğa yeniden çıkmanın heyecanını yaşarken Ufka Yolculuk yetkilileri yarışmanın önemine dikkat çekti.
    Konuşmalarda, Ufka Yolculuk’un yalnızca bir bilgi yarışması olmadığı; katılımcılara doğru ve güvenilir kaynaklarla buluşma, kültürel birikimlerini geliştirme ve toplumsal değerler üzerine düşünme fırsatı sunduğu vurgulandı. Yarışmanın temel amacı şu şekilde ifade etti: “Ufka Yolculuk, bilgiyi ve kültürü merkeze alan; okuyan, düşünen ve okuduklarıyla hayatına yön veren bireylerin yetişmesine katkı sağlayan bir platformdur. Bu yönüyle yalnızca bir yarışma değil, kaybedeni olmayan bir yolculuktur.” Açıklamada, 13. Ufka Yolculuk Yarışması ile birlikte yeni bir heyecanın başladığı ifade edilirken, “Katılımcılara şimdiden başarılar diliyor, bu yolculukta herkesin bilgi, kültür ve değerler açısından kazanımlar elde etmesini temenni ediyoruz” denildi.
    Kayıtlar 29 Eylül’de Başlıyor!Yeni dönem hazırlıkları tamamlanan yarışmanın kayıtları, 29 Eylül 2025 Pazartesi günü başlıyor. Yarışmanın konusu ise aynı gün ufkayolculuk.com adresinden ve tüm sosyal medya kanallarından duyurulacak.
    Haber : Kıymet Çeri Önal

  • İlçemizin 7 Mart Mahallesi Muhtarı Ahmet Yiğit, mahalle halkının desteği ile sokak lambası altında kitap okuma projesi ile mahallede örnek bir hareket başlattı.“Aydınlık Bir Gelecek İçin Adım Atıyoruz” diyen Muhtar Ahmet Yiğit, “Gecenin karanlığında, sokak lambalarının hafif ışığında bir araya gelen gençler, hayatın gürültüsünden uzaklaşıp kitaplarla buluşuyorlar. Bu proje, sadece bir okuma etkinliği değil, aynı zamanda gençlerin düşünsel ve kültürel gelişimlerine katkı sağlamak amacıyla başlatılmış bir hareket. Sokak lambasının altında geçirilen her an, hem bireysel hem de toplumsal anlamda önemli bir adım.” Olduğunu söyledi.Mahalle halkınında büyük desteğini alan Proje ile Katılımcılar, kitapları okurken aynı zamanda bir arada zaman geçiriyorlar, fikirlerini paylaşıyorlar ve yeni dostluklar kuruyorlar. Her hafta, farklı bir kitapla buluşan gençler, bir bakıma toplumun geleceğini şekillendiren düşüncelerini de bu küçük buluşmalarla şekillendiriyorlar..

  • Kadirli 7 Mart Köy ve mahalle muhtarları Derneği’nin olağanüstü kongresi başladı. Dernek üyesi muhtarlar saat 17.00’ye kadar oy verecekler saat 17.00’de sandıkların açılacağı öğrenildi.

  • Günümüz dünyasında bilgiye ulaşmak hiç olmadığı kadar kolay. Ancak teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, kitapların sunduğu derinlik ve hayal gücü eşsiz bir değer taşımaya devam ediyor. İşte tam bu noktada “Kitaplarla Büyüyorum” projesi, çocuklarımızın ve gençlerimizin hem bilgiye hem de hayal gücüne güvenle ulaşmalarını sağlayan önemli bir adım olarak karşımıza çıkıyor.

    Proje, öğrencilerin sadece okuma alışkanlığı kazanmalarını değil, aynı zamanda okuduklarını tartışıp paylaşmalarını da teşvik ediyor. Kitapların sayfalarında gezinirken farklı hayatları, kültürleri ve değerleri tanıyor; duygudaşlık ve eleştirel düşünme becerilerini geliştirebiliyorlar. Her sayfa, çocuklarımızın dünyasına yeni pencereler açıyor ve onları yarının sorumluluk sahibi bireyleri olarak yetiştiriyor.

    Okuma Alışkanlığı Geleceğe Açılan Bir Kapıdır.
    Günümüzde çocuklar, teknoloji ve dijital dünyanın sunduğu hızlı bilgi akışıyla büyüyor. Ancak ekranların ötesinde, kitapların sunduğu derinlik, hayal gücü ve duygusal zenginlik, hiçbir dijital deneyimle kıyaslanamaz. “Kitaplarla Büyüyorum” projesi, çocukların sadece okumayı öğrenmelerini değil, aynı zamanda okuduklarını tartışmalarını, paylaşmalarını ve kendi fikirlerini ifade etmelerini sağlayan bir platform sunuyor. Her kitap sayfası, onların farklı yaşamları ve değerleri tanımalarına olanak sağlıyor.

    Etkinliklerle Öğrenmek ve Paylaşmak
    Proje kapsamında yapılan etkinlikler, öğrencilerin okudukları kitapları arkadaşlarıyla tartışmasını, yaratıcı yazma atölyelerinde kendi hikâyelerini kaleme almasını ve okuma günlerinde öğrendiklerini paylaşmasını sağlıyor. Kitap sohbet çemberleri, sadece bilgi aktarımı değil; duygudaşlık kurma, farklı bakış açılarını anlama ve iletişim becerilerini geliştirme fırsatı da sunuyor. Çocuklar, okudukları karakterlerle özdeşleşirken, kendi düşüncelerini cesurca ifade etmeyi öğreniyor; bu süreç, hem akademik hem de kişisel gelişimlerine önemli katkılar sağlıyor.

    Okumak, Sadece Bir Alışkanlık Değil
    “Kitaplarla Büyüyorum” projesi, yalnızca bir okuma programı değil; çocukların hayal gücünü besleyen, merak duygusunu ve farkındalığını artıran bir kültürel hareket. Her kitap, bir çocuğun dünyasında açılan yeni bir pencere, her etkinlik ise onların yaşam yolculuğunda rehberlik eden bir ışık niteliği taşıyor. Okuyan bir nesil, yalnızca bilgiyle değil, aynı zamanda duygudaşlık, yaratıcılık ve eleştirel düşünme yetenekleriyle de donanmış bir nesildir.

    Geleceğe Yatırım
    Bu proje sayesinde çocuklar, sadece bilgiye değil; paylaşmaya, öğrenmeye ve keşfetmeye dair kalıcı bir sevgiyi de kazanıyor. “Kitaplarla Büyüyorum”, küçük yaşlardan itibaren okuma alışkanlığı kazandırırken, aynı zamanda onları geleceğe hazırlayan bir köprü işlevi görüyor. Çünkü kitaplarla büyüyen çocuklar, hayal gücü güçlü, sorgulayan ve bilinçli bireyler olarak yarının dünyasında fark yaratacak olan nesillerdir.

    Unutmamalıyız ki okuyan bir nesil sadece bilgiyle değil, aynı zamanda hayal gücü ve farkındalıkla da donanmış bir nesildir. “Kitaplarla Büyüyorum” işte bu vizyonun, geleceğe açılan bir kapının adıdır.

  • SGK Daire Başkanı Selahattin UYUĞ’un kızı Nisa Nur UYUĞ ile,  İbrahim AKDOĞANLAR’ın oğlu Engin AKDOĞANLAR,  Kadirli  Park Orman Wedding Düğün Salonu’nda düzenlenen görkemli bir törenle dünya evine girdi.

    Düğün merasimine, çok sayıda siyasetçi, bürokrat, iş insanı ve çiftin yakın dostları katılarak genç çiftin mutluluğunu paylaştı. Samimi ve coşkulu bir atmosferde gerçekleşen törende, davetliler çifte uzun ve huzurlu bir ömür dileklerinde bulundu.

    Nisa Nur UYUĞ ve Engin AKDOĞANLAR çiftine biz de ömür boyu mutluluklar diliyoruz.

  • İyi günler Sevgi okurlarım yine bir salı yine birlikteyiz yine özlemle sizlere kavuşmanın heyecanı içerisindeyim bir bir şu anda Avrupa ülkeleri Filistin’i tanımak üzere yola çıktılar omuzlarını HB tek tek Filistin’i tanıyorlar Güya Allah aşkına bu kadar böyle bir komedi yaşanabilir mi Filistin’in tanımaları Tabii ki iyi bir şey Tabii ki biz de dünyanın bütün ülkelerin Filistin’i tanısın isteriz Halbuki şu anda tanımaz ahmet’inde bulunan Avrupa ülkeleri bir baksalar ya ne yaptıklarını Tabii bu ülkeler Halbuki bu ülkeler isteseler ki isteseler ki Yahudiler Dursun İsrail Dursun Biz rotayla durulabilecek güçteler bunu bilmelerine rağmen öylesine bir Vurdum Duymaz hareketle alay edercesine Filistin’in tanıdık Filistin’i tanıyacak Yarın yine Filistin’de çocuklar ölecek Yarın yine katliamlar olacak Yarın yine hiçbir olay açtık devam edecek hiç bu olayı kendisini toparlamayacak insan devlet olarak utanır Seçkin devletleri Hani Birleşmiş Milletler toplandığında hiçbir ülke orada bir olayı Filistin aleyhine yaparken neredeyse alkışlayacaklar utanmadan da şimdi tanıyoruz tanıyacağız haftaya tanıyoruz öğleden sonra sorar kardeşim Kaç yıldır insan ölüyor Siz buna bakıp Utanmıyor musunuz yıkılmıyor musunuz zaten boş zaten yok Sadece sizden yardım beklemiyor kardeşim giden yardımı durdurmayın yeter gölge etmeyin başka ihsan istemiyoruz biz zaten Gazeli çocuklar aldıklarını görüyoruz insanlıkla halden bilirdik yani bağlantınız var siz halden bilmezsiniz yoldan bilmezsiniz yol anlamazsınız söz anlamazsınız ne anlatıldığını biliyorum Bu da bizi umutsuzluğun biraz daha ötesine götürüyoruz Biz fetö’lerdeyiz Avrupa’dan bir şey beklemiyoruz Amerika’dan bir şey beklemiyoruz İngiltere’den bir şey beklemiyoruz Rusya’dan bir şey beklemiyoruz Gazze’ye Allah’tan yardım bekliyoruz dua ediyoruz ellerimizi açtık Rabbimize yalvarıyoruz ondan yalnızca ondan yardım bekliyoruz Kaç tane çocuk doyurdunuz elinize bir tane ekmek alın bari yapacak bir yardımınız yok olamaz ki bunun için Bari bu konuda samimi olun Sevgili kullarım bu konuda konuşacaklarım yazacaklarım Bu hafta da bitti Önümüzdeki hafta görüşmek üzere Allah’a emanet olun çocukların ölmedi insanların soykırıma uğramadı aç kalmadığı bir güne uyanmak umuduyla size rabbime emanet ediyorum Allah’ım korusun

  • İnternette dünya çapında yayılan bu hikâye, çevrenizdeki insanların davranışlarını yeniden sorgulamanıza neden olacak.
    Bir gün bir öğretmen, öğrencilerine şiddetli bir fırtınaya yakalanan bir geminin hikâyesini anlatır. Gemide bir adam ve eşi vardır. Gemi batmaya başladığında herkes hayatta kalmak için mücadele eder. Kurtarma botunda ise yalnızca bir kişilik yer kalmıştır.Adam, karısını geride bırakıp bota atlar.Batan geminin güvertesinde kalan kadın, son bir kez adama bakar ve sadece bir cümle söyler.O anda öğretmen hikâyeye ara verir ve sınıfa sorar:— Sizce kadın ona ne demiştir?Öğrenciler birbiri ardına cevap verir:— Sen bir korkaksın!— Senden nefret ediyorum!— Erkekliğe yakışmaz bu!Ancak sessiz kalan bir öğrenci yumuşak bir sesle şöyle der:— O, “Çocuklarımıza iyi bak,” demiştir.Öğretmen şaşırır ve sorar:— Bu hikâyeyi daha önce duydun mu?Çocuk başını sallar:— Hayır, ama annem ölmeden önce babama böyle demişti.Öğretmen bir süre sessiz kalır, sonra anlatmaya devam eder.Gemi okyanusun derinliklerine batar. Adam ise kızlarının yanına döner. Yıllar geçer ve bir gün o da hayata veda eder.Kızları, ölümünden kısa süre sonra babasının günlüğünü bulur.Şöyle yazıyordur:*“Bile bile son bir yolculuğa çıktık, çünkü doktorlar onun birkaç günü kaldığını söylemişti. O gün gemi batarken onu kurtarma botuna itmek istedim ama o reddetti. Bana asla unutamayacağım o gülümsemeyle baktı ve dedi ki: ‘Git. Kızımızın sana ihtiyacı var.’Başka çarem yoktu, itaat ettim.Ama ne çok isterdim seninle birlikte batmak, aşkım…Ne yazık ki çocuğumuz için seni okyanusun kollarında yalnız uyumaya bırakmak zorunda kaldım.”*Hikâye biter. Sınıfı derin bir sessizlik kaplar.O gün öğrenciler hayattaki en önemli derslerden birini öğrenmiştir. Alıntı.

  • Sırbıstan’dan  sonra  yolculuk Evladı Fatihan topraklarına Bosna’ya doğru idi. Tur Rehberi
    -Bosna’ya gidiyoruz der demez yüreğimizi bir hüzün kapladı. Bosna, acının zulmün ve gözyaşının 90’lı yıllarda  zirve yaptığı SIRPLARIN VE HIRVATLARIN ( ve işbirlikçilerinin)  MÜSLÜMAN TÜRK AHALİYE KAN KUSTURDUĞU Bosna.
    Yüksek rakımlı tepelerden ve dağlardan aşıp SarayBosna’ya ulaştığımızda duygusallığımız had safhaya ulaştı. 20.nci  yüzyılda Avrupa denilen Haçlı Sürüsünün tarihin gözleri önünde zulmüne uğrayan Bosna. Daha doğrusu Evladı Fatihan.
    Bosna’ya indiğimizde tur rehberi kısa lakin acı dolu bir şehir tanıtımı yaptı. Ben  tanıtınım biter bitmez soluğu Bilge Kral ALİYA İZZETBEGOVİÇ’in mezarında aldım. Şehrin hemen üst tarafında bulanan şehitliğin tam ortasında bulunan mezarda Fatihamızı okuduk. Ve Entrasan bir durum ki, bir ANDIRIN’lı ile orada karşılaştık.  Andırın’lılar her yerde. Tüm şehitlerimize rahmet diledik. Biz biliyorduk ki; Balkanda MÜSLÜMAN DEMEK TÜRK DEMEK’ti.
    ‘Bosna’da hiç park ve bahçe yok bunun yerine şehitlik var”Aliya İZZETBEGOVİÇ. Gittik gördük ağladık.
    Bosna yıkılmış ve Türksüzleştirilmiş geldi bana. Şehrin üzerinde halâ SIRP ZULMÜNÜN etkileri görülüyor. Tarihe tanıklık etmiş camiler ve diğer yapılar size Burasının bir TÜRK BELDESİ olduğunu haykırıyor.
    Bosna’da bir SOYKIRIM MÜZESİ var. Mutlaka ama mutlaka gezilmesi gereken bir yer. Allah’ım müzeye girince savaşın dehşetini ve acımasızlığını görüyorsunuz. Neler yapmışlar EVLADI FATİHAN’a. İnsanın yüreği kaldırmıyor. Eğer Bosna’ya gidipte bu müzeyi gezmezseniz Bosna’yı gezdim saymayın.
    Yeri gelmişken Bosna’da 1992 yılında başlayıp 1995 yılında biten savaşla ilgili olmak üzere bazı hususlara değinmeden geçemeyeceğim.
    1-Savaş YUGOSLAVYA’nın dağılması ile silahları elinde bulunduran SIRP MİLLİYETÇİLERİNİN tarihi düşmanlıkları ile Bosna’ yı işgale yeltenmeleri ile başladı.
    2-Avrupalılar bu savaşa seyirci kaldılar.
    3-Bosna’lıların elinde savaşacak en ufak bir malzeme yoktu. (yazı dizimizin ilk başını hatırlayın)
    4-İçimizdeki birtakım beyinsizlerin hayran kaldığı Avrupalıların vurdumduymazlığı ile olaylara seyirci kalması SIRP’ları şımartmış ve Sırplar Müslümanlara her türlü zulmü yapmışlardır.
    4-Türkiyede devrin hükümetinin Başbakanı Rahmetli Necmettin ERBAKAN’ın yoğun çaba ve gayretleri ile Devletimiz yardım torbaların içerisine silah ve mühimmat koyarak Aliya İZZETBEGOVİÇ’in önderliğindeki Boşnak kardeşlerimize yardım etmiş ve sırpların püskürtülmesine ve DAYTON barış anlaşmasının imzalanması sağlanmıştır.
    5-Özellikle ülkemizde ” SOYKIRIM MÜZELERİ ” açılmalı ve Eğitimin her kademesinde ”SOYKIRIM DERSLERİ” okutulmalıdır. (Yunan Mezalimi, Siyonist mezalimi satır satır anlatılmalıdır.)
    6-Kültürel emperyalizmin sonunda mutlaka TÜRKLER VE MÜSLÜMANLAR MEZALİME UĞRAMIŞLARDIR.
      7-Düşmanda olan silah sizde yoksa kuru gürültünün hiçbir anlamı yoktur.
    8-Avrupalıların zulümde lider olduğunu hiçbir zaman unutmayın unutturmayın.
    Bosna sokaklarında gezerken ”İNATÇI KOCA ÇAYOCAĞI”, dikkatimizi çekti. Farkına vardık ki yöre halkı çok inatçı.
    Ve birde çeşme var Bosna’da meşhur bir çeşme. Sağ oluktan içen bir daha evleniyormuş, sol oluktan içen bir daha Bosna’ya geliyormuş. Öyle dedi rehber.

news via inbox

Nulla turp dis cursus. Integer liberos  euismod pretium faucibua