Ufka Yolculuk Bilgi ve Kültür Yarışması kapsamında umre ödülü kazanan 39 yarışmacı ile aileleri, il temsilcileri ve gönüllülerden oluşan 246 kişilik kafile, 8-15 Temmuz tarihleri arasında Mekke ve Medine’de gerçekleştirilen umre programını tamamlayarak Türkiye’ye döndü.
Ufka Yolculuk Bilgi ve Kültür Yarışması kapsamında düzenlenen umre programı sona erdi. Yarışmada umre ödülü kazanan 39 yarışmacı ile aileleri, il temsilcileri ve gönüllülerden oluşan toplam 246 kişilik kafile, kutsal topraklarda geçirdikleri manevi yolculuğun ardından Türkiye’ye döndü.
Türkiye’nin farklı illerinden programa katılan kafile, 8-15 Temmuz tarihleri arasında Mekke ve Medine’de umre ibadetlerini yerine getirirken, İslam tarihi açısından büyük önem taşıyan kutsal mekanları da ziyaret etti.
Program boyunca rehberler eşliğinde gerçekleştirilen ziyaretlerin yanı sıra sohbet programları ve bilgilendirme toplantıları düzenlendi. Katılımcılar, hem ibadetlerini yerine getirme hem de kutsal şehirlerin tarihi ve manevi mirasını yakından tanıma imkânı buldu.
Ufka Yolculuk yetkilileri, umre programının yalnızca bir ödül organizasyonu olmadığını vurgulayarak, yarışma sürecinde oluşan birlik ve kardeşlik ruhunun kutsal topraklarda da pekiştirilmesini amaçladıklarını ifade etti.
Bu yıl “Nasıl İnanmalı?” teması ve “İlk Sözleşmeni Hatırla” sloganıyla düzenlenen 13. Ufka Yolculuk Bilgi ve Kültür Yarışması’na 824 bin 878 kişi kayıt yaptırdı. “Kaybedeni Olmayan Yarışma” anlayışıyla gerçekleştirilen organizasyonda katılımcılar, yıl boyunca çevrim içi eğitimler, deneme sınavları, ortak okuma etkinlikleri ve söyleşilerle yarışmaya hazırlandı.- Çevre Kuruluşları Dayanışma Derneği (ÇEKUD), “Çiftçiye Hayat Olsun” projesi kapsamında Elazığ’da en az 20 bin badem fidanını toprakla buluşturmak için yeni bir kampanya başlattı. Projeyle hem atıl durumdaki taşlık arazilerin üretime kazandırılması hem de çiftçilere uzun vadeli gelir sağlanması hedefleniyor.1989 yılından bu yana yürüttüğü ağaçlandırma çalışmalarıyla milyonlarca fidanı toprakla buluşturan ÇEKUD, 2021 yılında hayata geçirdiği “Çiftçiye Hayat Olsun” projesini Elazığ’a taşıdı. Dernek, kentteki çorak ve taşlık yamaçları badem üretimine kazandırmayı amaçlayan kampanya kapsamında ilk etapta en az 20 bin badem fidanı dikmeyi planlıyor.CEKUD tarafından Kadirli Karatepe Köyünde Türk-Kore Dostluk Ormanı’da oluşturulmuştu.Bugüne kadar Kilis, Bursa, Hatay ve İzmir’in de aralarında bulunduğu 10 ilde yaklaşık 20 bin çiftçiye ulaşan proje kapsamında yaklaşık 2 milyon meyve fidanı dağıtıldı. Çalışmalar; kaymakamlıklar, belediyeler, il ve ilçe tarım müdürlükleri, ziraat ve ticaret odaları, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ve muhtarlıkların iş birliğiyle yürütülüyor.Elazığ için en uygun ürün bademÇEKUD yetkilileri, Elazığ İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile yapılan teknik değerlendirmeler sonucunda bölge için en uygun meyve türünün badem olduğunun belirlendiğini açıkladı.Kireçli, taşlık ve organik madde bakımından zayıf toprak yapısına sahip olan Elazığ’da, birçok tarla bitkisinin yetiştirilmesi zor olurken, kuraklığa dayanıklı yapısıyla badem ağacının bu arazilerde yüksek verim potansiyeli sunduğu ifade edildi. Sulama imkânlarının sınırlı olduğu eğimli arazilerde de gelişebilen bademin, bölgenin yüksek rakımı ve gece-gündüz sıcaklık farkı sayesinde aroma, yağ oranı ve kalite açısından önemli avantajlar sağladığı belirtildi.Fidanlar ücretsiz dağıtılacakProjede kullanılacak yerli ve aşılı badem fidanlarının temini için Şanlıurfa’nın Birecik ilçesindeki üreticilerle anlaşmalar tamamlandı. Destekten yararlanacak üreticiler ise Elazığ İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Elazığ Genç Doğa Spor Kulübü’nün koordinasyonunda belirlenecek.Çiftçilere ücretsiz teslim edilecek fidanların bakımını üreticiler üstlenecek. Sonbaharda gerçekleştirilecek dikimlerin ardından yaklaşık 1-1,5 metre boyundaki fidanların bir yıl içinde ilk ürünlerini vermesi bekleniyor.“Kalıcı bir gelir kaynağı oluşturmayı amaçlıyoruz”Proje Koordinatörü Lütfi Kara, kampanyanın hem çevresel hem de ekonomik açıdan önemli katkılar sağlayacağını belirterek şunları söyledi:“Amacımız hem bu kıymetli bölgenin topraklarını yeşile büründürmek hem de çiftçimize kalıcı bir geçim kaynağı oluşturmak. Bağışlarla dikilen her fidan sürdürülebilir çevreye katkı sağlarken, üreticimize destek oluyor. Aynı zamanda vefat eden yakınlarımız adına kalıcı bir hatıra bırakmak isteyenler için de anlamlı bir fırsat sunuyor.”İlk haftada hedefin yüzde 20’sine yaklaşıldıÇEKUD, kampanyanın ilk haftasında hedeflenen bağışların yaklaşık yüzde 20’sine ulaşıldığını açıkladı. Dernek, başta Elazığlı iş insanları olmak üzere sivil toplum kuruluşları, hemşehri dernekleri ve doğaseverleri projeye destek vermeye davet etti.Kampanyaya destek olmak isteyen vatandaşlar, ÇEKUD’un “Dikili Ağacım Var” platformu üzerinden badem fidanı bağışında bulunabiliyor.1989 yılında kurulan ÇEKUD, çevrenin korunması, ağaçlandırma çalışmaları ve sürdürülebilir tarım projeleriyle faaliyetlerini sürdürürken, 2021 yılında başlattığı “Çiftçiye Hayat Olsun” projesiyle atıl tarım arazilerini meyve üretimine kazandırmayı ve kırsal kalkınmaya katkı sağlamayı amaçlıyor.
Ben 41 yaşındayım ve 22 yaşında ikiz özel çocuk annesi bir kadınım. Çocuklarımın ikiz olması bir tarafa özel olması beni fazlasıyla yordu. Yakın çevremdekiler çocuğumun olmasını istemediler ama ben hep çocuklarım olsun istedim. Sonunda çocuklarım oldu fakat onlar özel çocuklardı. Eşim çocuklarımız 6 yaşına geldiğinde beni terk etti ve başkasıyla evlendi . Bütün hayatımı çocuklarıma adadım ve hiç pişman değilim. 20 yaşına geldiklerinde onlar için asker uğurlaması ve kına gecesi yaptım. O gün bizim için çok anlamlı ve çok özeldi . Çocuklarım Türk bayrağını çok seviyorlar ve her gece bayraklarıyla uyuyorlar. Her doğum günlerini çok özel bir şekilde hazırlayıp onları mutlu edecek şekilde kutlamalar yapıyorum. Özel çocukların toplum tarafından dışlanması ve sevilmemesi beni de cocuklarımı da çok üzüyor. Biz bu dışlanmayı derinden hissediyoruz. Benim için onlar birer melek. Onları mutlu etmek için elimden gelen her şeyi yaptım bugüne kadar. En çok kaybolmalarından korktuğum için el bileklerine “SEVGİ İZİ” uygulamasını yaptırdım. Şimdi de nasılsa kaybolduğumuzda çabuk bulunuruz diyerek daha çok dışarıda oynamak istiyorlar. Bana: “Anne üzülme sen, nasılsa kaybolduğumuz zaman Müge Anlı abla bizi bulur” diyorlar. Ve Müge Anlı hanımı görmeyi çok istiyorlar. Özellikle el bileklerindeki SEVGİ İZİNİ Müge Anlı hanıma göstermek istiyorlar. Emel hanım bu konuda bize yardımcı olmanızı rica ediyorum. Çocuklarımı Müge Anlı hanıma götürmek istiyorum ben de onunla tanışmak istiyorum. Ben Fatma Akdeniz Özel çocuklarım1- Ertuğrul Akyüz2- Erdoğan AkyüzFatma hanım ilkokulu bitirmiş başka bir okula gidememiş fakat anlaşıldığı üzere hayat okulundan mezun olmuş. Verdiği mücadeleye ve özel çocuklarına göstermiş olduğu ilgiye hayran kaldım . Kendisini gönülden kutluyorum . Özel çocuk annelerinin anıları çok kıymetli yazmaya devam edeceğim.Kadirli’de tercih dönemine hazırlanan öğrenci ve velilere yönelik önemli bir dijital hizmet daha kullanıma sunuldu. İŞKUR tarafından geliştirilen Danışman Bilgi Sistemi (DABİS), artık İŞKUR Mobil uygulaması üzerinden erişilebilir hale geldi.
LGS ve YKS tercih sürecinde gençlerin daha bilinçli karar vermesini amaçlayan sistem sayesinde öğrenciler, tercih etmeyi düşündükleri lise alanları ile üniversite bölümlerine ilişkin iş gücü piyasası verilerine kolaylıkla ulaşabilecek. DABİS’te iş bulma süresi, istihdam oranı, ücret dağılımı, girişimcilik oranı ve mezunların yoğun olarak çalıştığı sektörler gibi birçok gösterge yer alıyor.
İŞKUR yetkilileri, sistemin öğrenci ve velilere tercih sürecinde önemli bir rehber olacağını belirterek, eğitim tercihleri yapılırken yalnızca puan ve başarı sıralamasının değil, mezuniyet sonrası kariyer olanaklarının da değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.
YÖK, Milli Eğitim Bakanlığı ve SGK verilerinin analiz edilmesiyle oluşturulan DABİS, geçmiş mezunların iş gücü piyasasındaki durumunu ortaya koyarken, herhangi bir iş veya ücret garantisi sunmuyor. Sistem, öğrencilerin tercih edecekleri bölüm veya meslek hakkında daha gerçekçi bir bakış açısı kazanmasına katkı sağlamayı hedefliyor.
Öğrenci ve veliler, İŞKUR Mobil uygulamasını Android ve iOS cihazlarına indirip üyelik oluşturduktan sonra Danışman Bilgi Sistemi (DABİS) bölümüne giriş yaparak ortaöğretim ve yükseköğretim alanlarına ilişkin verilere erişebiliyor. Ayrıca tercih döneminde İŞKUR İl Müdürlükleri ve Hizmet Merkezlerinde görev yapan İş ve Meslek Danışmanları tarafından yüz yüze kariyer danışmanlığı hizmeti de verilmeye devam ediyor.
İnsanlık tarihi, ne yazık ki unutulmaması gereken acılarla doludur. Bu acılar arasında öyle bir sayfa vardır ki, aradan geçen yıllara rağmen hâlâ yürekleri sızlatır. Srebrenitsa…11 Temmuz 1995’te Bosna-Hersek’in Srebrenitsa kentinde yaşananlar, sadece bir ülkenin değil, insanlığın ortak vicdanında derin izler bıraktı. Binlerce masum insan, yalnızca kimlikleri nedeniyle yaşamlarından koparıldı. Anneler evlatlarını, çocuklar babalarını, eşler sevdiklerini kaybetti. Aradan yıllar geçmesine rağmen dinmeyen gözyaşları, aslında acının zamana yenilmediğini gösteriyor.Bugün Potočari’de yan yana uzanan beyaz mezar taşlarına baktığımızda yalnızca toprağa emanet edilen canları değil; yarım kalan hayalleri, söylenemeyen vedaları ve sessiz çığlıkları da görüyoruz.Bizler bu topraklarda dayanışmayı, paylaşmayı ve merhameti kültürümüzün ayrılmaz bir parçası olarak öğrendik. Bu nedenle Srebrenitsa’yı anarken yalnızca Bosna’nın acısını değil, insanlığın ortak yarasını hissediyoruz. Çünkü acının dini, dili, ırkı ve milliyeti yoktur. Acı, insan olmanın ortak sınavıdır.Geçmişi değiştiremeyiz. Ancak geçmişten ders çıkarabiliriz. Nefretin yerine sevgiyi, ayrımcılığın yerine kardeşliği, öfkenin yerine adaleti koyabiliriz. Gelecek nesillere bırakacağımız en değerli miras; kin değil, barış kültürü olmalıdır.Bugün dünyanın farklı coğrafyalarında hâlâ savaşların gölgesinde yaşam mücadelesi veren insanlar var. Bu nedenle Srebrenitsa’yı anmak sadece geçmişe dönüp bakmak değildir. Aynı zamanda bugünün sorumluluğunu taşımak ve yarının daha adil bir dünya olması için sesimizi yükseltmektir.Duyarsız kalınan her acı insanlığın ortak vicdanından bir parçayı eksiltir. İşte bu yüzden Srebrenitsa’yı hatırlamak, sadece tarihî bir olayın yıldönümünü anmak değil; insan onuruna, adalete ve barışa sahip çıkmaktır.11 Temmuz’da hayatını kaybeden tüm masumları rahmetle anıyor, geride kalan ailelerin acısını yürekten paylaşıyorum.Dünyanın neresinde olursa olsun hiçbir annenin evlat acısı yaşamaması, hiçbir çocuğun savaşın gölgesinde büyümemesi ve hiçbir insanın kimliği nedeniyle yaşam hakkından mahrum bırakılmamasını diliyorum …Çünkü insanlığın gerçek zaferi, savaş kazanmak değil; barışı koruyabilmektir.VE Bosna’nın ilk Cumhurbaşkanı Alija Izetbegović’e atfedilen şu cümle ile yazımı sonlandırıyorum:“Unutulan soykırım tekrarlanır.”

Bir zamanlar uluslararası zirvelerde sadece dinleyen, alınan kararları uygulamakla yetinen ülkeler vardı. Bugün ise kararların alınmasında söz sahibi olan ülkeler var. Türkiye, bana göre artık ikinci kategoride yer alıyor.
NATO zirvesinin Türkiye’de düzenlenmesi yalnızca diplomatik bir organizasyon değildir. Bu, aynı zamanda dünyanın Türkiye’ye verdiği stratejik önemin de bir göstergesidir. Çünkü uluslararası ilişkilerde hiçbir ülkeye sadece nezaketen böyle sorumluluklar verilmez. Güç, güven ve jeopolitik önem bir araya geldiğinde masanın ev sahibi oluyorsunuz.
Türkiye’nin son yıllarda izlediği dış politika zaman zaman içeride ve dışarıda eleştirildi. Ancak kabul etmek gerekir ki Karadeniz’den Akdeniz’e, Kafkasya’dan Orta Doğu’ya kadar uzanan geniş coğrafyada Ankara’nın görüşü artık göz ardı edilemiyor. Tahıl koridorundan esir takaslarına, terörle mücadeleden enerji güvenliğine kadar birçok başlıkta Türkiye, sadece konuşan değil çözüm üreten aktörlerden biri haline geldi.
Elbette bölgesel güç olmak yalnızca askeri kapasiteyle ölçülmez. Ekonomi, teknoloji, diplomasi, savunma sanayii ve kriz yönetimi de bu tanımın ayrılmaz parçalarıdır. Türkiye’nin yerli savunma sanayiinde attığı adımlar, insansız hava araçları başta olmak üzere birçok alanda uluslararası ilgi uyandırdı. Bu durum, diplomatik masadaki ağırlığımızı da giderek artırdı.
Şahsi kanaatim; dünyanın güç dengeleri yeniden şekillenirken Türkiye artık sadece bulunduğu coğrafyanın değil, küresel siyasetin de önemli oyuncularından biri olma yolunda ilerliyor. Bunun kalıcı olabilmesi ise içeride güçlü bir ekonomi, sağlam hukuk sistemi, nitelikli eğitim ve toplumsal birliktelikle mümkün.
NATO zirvesi, Türkiye’nin geldiği noktayı gösteren önemli bir vitrindir. Ancak vitrin tek başına yeterli değildir; önemli olan içeriyi de aynı ölçüde güçlendirebilmektir.
Bugün Ankara’da kurulan her diplomatik masa, aslında Türkiye’nin uluslararası sistemdeki ağırlığının bir yansımasıdır. Eskiden büyük güçlerin kararlarını uzaktan takip eden bir ülke görüntüsü vardı. Bugün ise kararların şekillendiği masalarda söz alan, zaman zaman denge kuran, kimi zaman da uzlaşı sağlayan bir Türkiye var.
Dün masaya davet edilen bir Türkiye vardı.
Bugün ise masayı kuran bir Türkiye var!Kadirli İlçe Emniyet Müdürlüğü’nün araç filosu, düzenlenen törenle hizmete alınan 8 yeni araçla daha da güçlendi. Kadirli Emniyet Teşkilatı Derneği’nin katkılarıyla temin edilen araçlar için gerçekleştirilen programa ilçe protokolü ve çok sayıda davetli katıldı.
Teslim töreninde Kaymakam Erdinç Dolu’nun yanı sıra İl Emniyet Müdür Yardımcısı Tarık Esat Kahveciler, İlçe Jandarma Komutanı Barış Kara, Kadirli Emniyet Teşkilatı Derneği Başkanı Soner Tophalan, Kadirli Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmethan Yüksel, Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Karaaslan, oda ve OSB yöneticileri, dernek üyeleri ile iş insanları hazır bulundu.
Program kapsamında yeni araçların ilçenin asayiş ve güvenlik hizmetlerinde kullanılacağı belirtilirken, araçların temin edilmesine destek veren hayırseverler ile sponsorlara teşekkür plaketleri verildi. Tören sırasında yeni araçlar için kurban kesilerek dua edildi.
Kaymakam Erdinç Dolu yaptığı değerlendirmede, kamu kurumları ile hayırseverlerin iş birliğinin önemli sonuçlar ortaya çıkardığını belirterek, emniyet teşkilatının vatandaşların can ve mal güvenliğini sağlamak adına büyük bir fedakârlıkla görev yaptığını söyledi.
Dolu, filoya katılan araçların polis ekiplerinin hizmet kalitesini artıracağını ifade ederek emeği geçen herkese teşekkür etti.
Kadirli İlçe Emniyet Müdürlüğü envanterine kazandırılan 8 yeni hizmet aracının, ilçede güvenlik hizmetlerinin daha hızlı ve etkin şekilde yürütülmesine katkı sağlaması bekleniyor.
Maaşlar artıyor gibi görünüyor; fakat hayat pahalılığı, verilen her zammı daha cebe girmeden eritiyor.
Her altı ayda bir aynı sahne…Rakamlar açıklanıyor, yüzler asılıyor, ekranlarda büyük puntolarla “zam müjdesi” yazıyor. Oysa mutfakta tencere aynı ateşte kaynıyor, pazarda etiketler aynı hızla değişiyor, kiralar ise hiçbir resmi açıklamayı beklemeden yükselmeye devam ediyor.
Memur da emekli de artık maaşına yapılan artışın miktarını değil, ömrünü hesaplıyor. “Bu zam kaç gün yetecek?” sorusu, “Ne kadar zam aldım?” sorusunun önüne geçmiş kimsenin umurunda değil.
Bugün verilen artışlar, çoğu zaman hayat pahalılığının gerisinde kalıyor. Kâğıt üzerinde maaş yükseliyor; fakat market arabası küçülüyor. Maaş bordrosu kabarıyor, sofradaki çeşit azalıyor. İstatistiklerle anlatılan refah, vatandaşın cebinde karşılığını bulmadığında yalnızca bir rakamdan ibaret kalıyor.
İşin en acıklı tarafı ise, yıllarca bu ülkeye hizmet etmiş emeklilerin düştüğü tablo… Bir ömür vergi veren, üreten, nöbet tutan, ders anlatan, yol yapan, insan yetiştiren insanlar bugün en temel ihtiyaçlarını hesaplarken zorlanıyorsa, burada yalnızca ekonomik değil, vicdani bir mesele de vardır.
Memurlar için de durum farklı değil. Artan iş yükü, yükselen yaşam maliyetleri ve geleceğe dair belirsizlik arasında alınan zamlar, çoğu zaman birkaç ay içinde eriyip gidiyor. Enflasyonun gerisinde kalan gelir artışları, çalışanların motivasyonunu da satın alma gücünü de zayıflatıyor.
Elbette ekonomik dengeleri korumak kolay değildir. Kamu bütçesi, mali disiplin ve ülkenin genel şartları göz önünde bulundurulmalıdır. Ancak ekonomik denge kurulurken, yükün sürekli aynı kesimlerin omzuna binmesi de sorgulanmalıdır.
Bir ülkenin gerçek zenginliği; gökdelenlerinin yüksekliğiyle değil, emeklisinin huzuruyla, memurunun yüzündeki umutla ölçülür.
Çünkü mesele artık yalnızca maaş değildir. Mesele,emeğinin karşılığını alabilmesi,
Mesele, yıllarını bu ülkeye vermiş insanları ay sonunu umutla bekleyebilmesidir.Kadirli’de yapımı devam eden Bilim ve Sanat Merkezi (BİLSEM) inşaatı, ilçe protokolü tarafından yerinde incelendi. Kadirli Kaymakamı Erdinç Dolu, beraberinde İlçe Milli Eğitim Müdürü İlyas Tapsız ile birlikte inşaat alanını ziyaret ederek yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldı.
İnşaat sahasında gerçekleştirilen incelemede, projenin mevcut durumu, tamamlanma süreci ve devam eden imalatlar değerlendirildi. Kaymakam Dolu, eğitim yatırımlarının ilçenin geleceği açısından önemli olduğunu belirterek çalışmaların planlanan takvim doğrultusunda sürdürülmesinin önemine dikkat çekti.
Toplam 12 derslikten oluşacak Bilim ve Sanat Merkezi’nin tamamlanmasının ardından, özel yetenekli öğrencilerin bilimsel, sanatsal ve teknolojik alanlarda eğitim alabilecekleri modern bir eğitim merkezi olarak hizmet vermesi bekleniyor.
Ziyaretin sonunda inşaatta görev yapan personele kolaylıklar dileyen Kaymakam Dolu, projenin en kısa sürede tamamlanarak öğrencilerin hizmetine sunulmasını temenni etti.
Kadirli’de yapımı devam eden Yeni Küçük Sanayi Sitesi Projesi kapsamında düzenlenen bilgilendirme toplantısında, projeden yararlanacak esnafla bir araya gelindi. Kaymakam Erdinç Dolu’nun da katıldığı toplantıda, sanayi sitesinin son durumu ve bundan sonraki süreç hakkında değerlendirmelerde bulunuldu.
Yetkililer tarafından yapılan sunumda, iş yerlerinin yapım aşamaları, taşınma planlaması, kredi ve finansman olanakları ile başvuru işlemlerine ilişkin bilgiler paylaşıldı. Esnafın görüş ve taleplerinin de dinlendiği toplantıda, proje hakkında merak edilen konular ayrıntılı şekilde ele alındı.
Toplantıya Bilim, Sanayi ve Teknoloji İl Müdürü Mustafa Şuaib Bahar, Küçük Sanayi Sitesi Başkanı Ali Tüfekçi, Madeni Sanatkârlar Esnaf Odası Başkanı Ozan Avan, Kadirli Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmethan Yüksel, Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Karaaslan, belediye başkan yardımcıları, siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda sanayi sitesi esnafı katıldı.
Program sonunda, yeni küçük sanayi sitesinin tamamlanmasıyla birlikte esnafın daha modern ve güvenli iş yerlerine kavuşmasının hedeflendiği belirtilirken, proje sürecinde bilgilendirme toplantılarının devam edeceği ifade edildi.
editor’s pick
news via inbox
Nulla turp dis cursus. Integer liberos euismod pretium faucibua




