SEEBRENİTSA KATLİAMI
İnsanlık tarihi, ne yazık ki unutulmaması gereken acılarla doludur. Bu acılar arasında öyle bir sayfa vardır ki, aradan geçen yıllara rağmen hâlâ yürekleri sızlatır. Srebrenitsa…11 Temmuz 1995’te Bosna-Hersek’in Srebrenitsa kentinde yaşananlar, sadece bir ülkenin değil, insanlığın ortak vicdanında derin izler bıraktı. Binlerce masum insan, yalnızca kimlikleri nedeniyle yaşamlarından koparıldı. Anneler evlatlarını, çocuklar babalarını, eşler sevdiklerini kaybetti. Aradan yıllar geçmesine rağmen dinmeyen gözyaşları, aslında acının zamana yenilmediğini gösteriyor.Bugün Potočari’de yan yana uzanan beyaz mezar taşlarına baktığımızda yalnızca toprağa emanet edilen canları değil; yarım kalan hayalleri, söylenemeyen vedaları ve sessiz çığlıkları da görüyoruz.Bizler bu topraklarda dayanışmayı, paylaşmayı ve merhameti kültürümüzün ayrılmaz bir parçası olarak öğrendik. Bu nedenle Srebrenitsa’yı anarken yalnızca Bosna’nın acısını değil, insanlığın ortak yarasını hissediyoruz. Çünkü acının dini, dili, ırkı ve milliyeti yoktur. Acı, insan olmanın ortak sınavıdır.Geçmişi değiştiremeyiz. Ancak geçmişten ders çıkarabiliriz. Nefretin yerine sevgiyi, ayrımcılığın yerine kardeşliği, öfkenin yerine adaleti koyabiliriz. Gelecek nesillere bırakacağımız en değerli miras; kin değil, barış kültürü olmalıdır.Bugün dünyanın farklı coğrafyalarında hâlâ savaşların gölgesinde yaşam mücadelesi veren insanlar var. Bu nedenle Srebrenitsa’yı anmak sadece geçmişe dönüp bakmak değildir. Aynı zamanda bugünün sorumluluğunu taşımak ve yarının daha adil bir dünya olması için sesimizi yükseltmektir.Duyarsız kalınan her acı insanlığın ortak vicdanından bir parçayı eksiltir. İşte bu yüzden Srebrenitsa’yı hatırlamak, sadece tarihî bir olayın yıldönümünü anmak değil; insan onuruna, adalete ve barışa sahip çıkmaktır.11 Temmuz’da hayatını kaybeden tüm masumları rahmetle anıyor, geride kalan ailelerin acısını yürekten paylaşıyorum.Dünyanın neresinde olursa olsun hiçbir annenin evlat acısı yaşamaması, hiçbir çocuğun savaşın gölgesinde büyümemesi ve hiçbir insanın kimliği nedeniyle yaşam hakkından mahrum bırakılmamasını diliyorum …Çünkü insanlığın gerçek zaferi, savaş kazanmak değil; barışı koruyabilmektir.VE Bosna’nın ilk Cumhurbaşkanı Alija Izetbegović’e atfedilen şu cümle ile yazımı sonlandırıyorum:“Unutulan soykırım tekrarlanır.”



